MULTİMEDYA
GAZETEPORT İLAN
    


Anasayfam YapAnasayfam Yap






16:08 TSI

ARA











İsmet Solak
ismet.solak@gazeteport.com.tr



Kafkas sorunu kapımızı zorluyor

28.08.2008 - 06:04

arkadaşına gönder
DIGG
FACEBOOK
DEL.ICO.US

RUSYA, Gürcistan topraklarındaki iki özerk bölgenin bağımsızlıklarını tanırken, aslında sorunu bizim kapımıza getirip dayadı.
Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık misali…
Abhazya, dediğiniz yer Abaza ve Çerkezlerin yaşadığı bölge. Rusya’nın, daha doğrusu Sovyetlerin işgali öncesinde varlığı bilinen bir bağımsız millet. Bu milletin büyük bir bölümü bugün Türk topraklarında yaşıyor.
Türkiye Cumhuriyeti yönetenlerin arasında Çerkez ve Abaza kökenli onlarca, belki de yüzlerce insan var. Bunu kim inkar edebilir?
Dahası, Türkiye ile Gürcistan arasında da aynı yakınlık söz konusu..
Benim tanıdığım pek çok Gürcü kökenli Bakan ve üst düzey bürokrat oldu.
Kafkasya’yı Türkiye’den soyutlamak mümkün mü?
Aynı bölgede Kırım var; Sovyetler döneminde burada yaşayan Kırım Türkleri,yani Tatar Türkleri Sibirya’ya kadar sürülmedi mi? Orada çekilen acı ve çileler destanlara konu olmadı mı? Sivastopol Marşı unutulabilir mi?
Peki, Kafkasya’nın Dağıstan bölgesi?
Orada da öz be öz Türk olan kavilerin çektiği acılar dindi mi?
Dahası, Çeçenistan için kim ne diyecek?
En büyük destanlardan birinin kahramanı, Şeyh Şamil, tarih yazan kahramanlıkları ve en önemlisi ünlü dansıyla nasıl unutulur?
Çarlık Rusya’sı döneminde de,  Sovyetler döneminde de, yeni Rusya döneminde de Çeçen direnişi sürmüştür. Ve bu Türkiye’de yaşayan Çeçen kökenlileri de Türkleri de derin biçimde etkilemiştir. Eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in kökleri de Çeçen idi.
Demek istediğim şu ki, Rusya Gürcistan’ı bölme kararı alırken, aslında bizim içimizde de bölünmelere, hatta bazılarının sevinmesine, bazılarının üzülmesine neden olmuştur.
Bunu hassas bir terazide tartmak gerekir; aksi halde, içimizi tutuşturur.
Başta AGİK, ABD ve AB olmak üzere, batılı ülkeler ve kuruluşlar Rusya’nın tanıma kararını kınadılar. Peki o halde Soroz neden oraya burnunu soktu?
Biz, kınamanın ötesinde, şaşkına döndük.
Demek ki, Türkiye’nin doğru dürüst bir Abhazya politikası yokmuş!
Veya, biz Güney Osetya sorununu bilsek bile, işin bu noktaya gelebileceğini hesaba katmamışız. Ama gerçek geldi kapılarımıza dayandı.
Orada bir de Acaristan var; Ahıska Türklerinin bölgesi..
Ahıska Türklerinin çocukları bazen Özbekistan’da karımıza çıktı, bazen Kazakistan ve Kırgızistan’da.. Stalin döneminde sürülenler olmuş. Gittik, gördük, konuştuk. Onlar, vatan hasretiyle yanıyorlar, ama dillerinden ve geleneklerinden hiç kopmamış, yüreklerinde hala Türklük ateşi yanıyor.
“Devletimiz bizi alsın, buralardan kurtulalım” diyorlar. Acaristan’da bile değil, Türk topraklarında yaşamak istiyorlar.
Yani, biz Kafkasya sorunun tam içindeyiz, demek istiyorum.
Bu arada beni ürküten bir şey de, ABD savaş gemilerine verilen izin oldu.
Savaş gemisinin önüne ve kıçına Kızılhaç işareti yapılınca, savaş gemisi olmaktan çıkıyor mu? Bu gemilerin insani yardım için Karadeniz’e açıldığına inanıyor musunuz?
Rusya işin farkında. Rusya Devlet Başkanı bu yüzden tehditler savuruyor.
Rus Genelkurmay Başkanı, 10 geminin daha Karadeniz’e geleceğini bizim henüz haberimiz bile yokken ilan ediyor.
Bu durum en başta Türkiye için büyük tehlike!
Birinci Dünya Harbi’nde, Almanların savaş gemileri zorlayarak Karadeniz’e çıktığı için Osmanlı Devleti harbe sokulmamış mıydı? Mağlup olmadan yenik sayıldığımız savaşın sonrasında Sevr ile bütün topraklarımız işgal edilmemiş siydi?
Tarih tekerrürden ibarettir, derler. Ama, eğer tarihten ders alınmazsa, tekerrürden ibarettir. Biz şimdi, Birinci Büyük Harp’ten önce yapılan  hatayı tekrar ediyorsak, tarih neden tekerrür etmesin ki!
Burada yapılacak şey, ufuk ötesinde neler olup bittiğini görebilmektir.
Bu bir kurmay işidir.
Acemi siyasetçilerin, duygusal bürokratların, etnik veya dinsel gözlükle gelişmeleri izleyenlerin değil, Harp Sanatını bilenlerin, tarihi derinliğine inceleyenlerin, vatan ve millet kavramlarını özümsemişlerin, duygularıyla değil aklıyla hareket edenlerin, önce komşuları ile barış sağlayabilen ve bu barışı tüm dünyaya yaymayı becerenlerin çizebileceği bir yoldur.
Ufuk ötesini görebilecek çok sayıda yetişmiş askerimiz de, aydınımız da, diplomatımız da var. Önemli olan, onları bir araya getirip Türkiye’nin akıl tutulmasından çıkmasını temin edecek basireti gösterebilmektir.
Siz kalkıp Rus Devletine, “Bu iki topluluğu nasıl bağımsız ilan ederseniz?” diye sorarsanız, Rusya size hemen KKTC’yi işaret eder:
“Bu işi başlatan biz değiliz ki, sizden öğrendik. Dahası, Kıbrıs’ta ikinci bir Devlet yarattığınız gibi, Kosova’yı da ilk tanıyan ülke  oldunuz.Yoksa unuttunuz mu?”
Ama siz, Ulusal Kıbrıs siyasetinden koptunuz, değil mi?
Rusya’ya, “Biz o işten bıktık, bıraktık. Bakın, KKTC Cumhurbaşkanı Talat bile artık Rum yönetimini Kıbrıs’ın tek yönetimi yapak için didiniyor” mu diyeceksiniz?
Dediğim gibi, aşağı tükürsek sakal, yukarı tükürsek bıyık..
Bu saatten sonra sakal ve bıyıklarımızı tıraş ettirsek bile pek faydası olmaz.
Rusya Dışişleri Bakanı Kafkasya İstikrar Platformu için Türkiye’ye geliyor. Hadi bakalım, çıkın iyin içinden.. Kafkasya sorunu kapılarımıza dayandı..
Kafkasya rüzgarının esintisi zaten bizi de etkiledi. Sorun, artık barut fıçısına döndü.
Aman dikkat. Aman! Ateşle oynamayalım.










Tüm yorumlar(1)






Misafir   29/08/2008 20:59:13

Kırım, Kafkasya'da değil, Kongo'nun yanında bulunuyor. http://photos-h.ak.facebook.com/photos-ak-sf2p/v143/214/107/501982529/n501982529_207135_9895.jpg







Ayşe Özgün, Aylin Bermant, Yavuz Semerci, Gazi Erçel, Açıl Sezen, İsmet Solak, Işın Çelebi, Sinan Aygün, Melike İlgün, Emin Özgönül, Sevilay Yükselir, Özlem Bayraktar, Sezgin Özcan, Murat Yeşildere, Safile Usul, Şebnem Özinal, Murat Güloğlu, Erkut Tekin, Sedat Tunalı, Emre Peser, Cahit Düzel, Bora Koçyiğit, Fatih Baykan, Mehmet Fatih Akyüz, Deniz Derinsu, Sinem Bayer, Mehmet Ayan, Zübeyde Saraçoğlu, Ümit Aktan, Kıymet Nadir Bindebir, Arkun Demiroğlu, Şehnaz Tuna, Volkan Dülger, Gülçin Tahiroğlu, Feridun Fikri Bayar, Opr. Dr. Can İşler, Konuk yazar: Emin Çölaşan, Dr. Arzu Özgeneci, Dr. Selçuk Somer

 

Tüm Yazıları  
Hayatımız mantar tarlası  (02.12.2008)


Diğer Yazarlar
Ayşe Özgün
Her olayda 'aracı' olmak istememiz normal mi?

İsmet Solak
Hayatımız mantar tarlası

Emin Özgönül
Erdoğan'ın şifresi

Emre Peser
Piyasalardaki iyimserlik sona erdi